Haydi Hicrete
Hicret; insanın, bir beldeden bir beldeye göç etmesini ifade ettiği gibi, bir düşünceden başka bir düşünceye göç etmesini de ifade eder. Bu anlamda insanın kendi özünden, yine kendi özüne göçü de bi...
Hicret; insanın, bir beldeden bir beldeye göç etmesini ifade ettiği gibi, bir düşünceden başka bir düşünceye göç etmesini de ifade eder. Bu anlamda insanın kendi özünden, yine kendi özüne göçü de bi...
“Bugün etrafımıza baktığımızda gönlü kırık, kalbi mahzun, ruhu yaralı nice insan görüyoruz. Kime dokunsak, kimi samimiyetle dinlesek bir âh işitiyoruz. Modern dünya bizlere her sorunu rasyonel bir şek...
Biz namaz kılarken cennetin bütün tabakaları bizimle beraber kıyam ederek, rükûya giderek, secdeye kapanarak namaz kılan meleklerle dolar. Melekler de bizim tesbihimize, hamdimize, zikrimize, duamıza...
Namaza kalkmak, Nefsinin "uyu" telkinlerini duymamaktır. Uyumadan önce kendisini “uykusu yok gibi” ya da “biraz uyusa uykusunu alacakmış gibi” hisseden birisi, yattığı zaman uyku tarafından sekiz koll...
Günde beş vakit ezanı duyabilmek, Cuma namazı için saatlerce başka bir köye yürümemek, haram- helal hassasiyetiyle düzenlenecek bir hayat hiç de yabana atılacak bir durum değildir. Hele yeni yetişen n...
“Yorgunluk kadar sağlıklı ve belki de yorgunluk kadar etkili bir uyku ilacı hemen hemen yok gibidir.” Kermesin sonunda hizmet edenlerin yorgunluktan adım atacak halleri olmadığı halde yüzlerinde tebes...
“Ruhtan öte ruhtan ziyade” olmak; insanın yalnızca bilinç sahibi bir canlı olmadığını, aynı zamanda ilahi olana yönelme potansiyeli taşıyan aşkın bir varlık olduğunu hatırlamaktır. Tasavvufun psikoloj...
Bir nesle ayna olmak, sadece nasihat etmek değildir. Asıl mesele, yaşanan hayatla örnek olmaktır. Çünkü insanlar en çok gördüklerinden etkilenirler. Büyüklerin söyledikleri ile davranışları arasında t...
Bir ebru sanatında renklerin renksiz suya kavuşmasıyla şaheser ortaya çıkıyorsa, Allah’ın boyasının (ahlâkının) kalbe damladığı Kenz-i Mahfî (gizli hazine) olan kulda ne muazzam eserler ortaya çıkar!
“Bugün, modern dünyanın gürültüsü içinde en çok kaybettiğimiz şey, kim olduğumuz ile kim olmamız gerektiği arasındaki o devasa uçurumdur. Müslüman, sadece isminden ibâret bir tabela değildir. O, bir k...
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri’nin huzuruna vardığımızda kelimeler sustu. Orada anlatmaktan çok hissetmek vardı. Yâsîn-i Şerîfler okundu, hatim duaları yapıldı. Ardından Muhammed Ma‘sûm ve Muhammed Seyfedd...
Çıplaklık insanlığa doğrultulmuş en eski silahtır. Son yıllarda içine düştüğümüz felaket bu silahın geliştirilmiş son sürümü. Kadın bedeninin insanlığın geleceğine doğrultulmuş silah haline getirilmes...
Ancak Allah’ın rahman, nuru ve şifa kaynağından faydalan bir insan diğer insanlara merhamet edebilir, şifa verebilir, yardım ve hizmet götürüp ihtiyaçları giderebilir. Demek; asıl alıcı olan verendir,...
Yüzyıldır İslâmî hükümlerin büyük ölçüde unutulduğu bir coğrafyada, mevcut sistemlerin yetiştirdiği bireyler suç işliyorsa ve hâlâ adalet tesis edilemiyorsa, sorun İslam’da mı; yoksa İslam’ı kötü göst...
Bir doktor insan bedenini incelerken onda Hâlik isminin tecellilerini göremiyorsa, bir mühendis inşa ettiği yapının tabiatla ve ilahi ahenkle olan ilişkisini umursamıyorsa, bir iktisatçı ekonomik çark...
Kur’an okunan sınıflarda ve sohbet salonlarında yıllarca, “Pencereleri açın içeri temiz hava girsin, sınıf temizlensin,” diyerek baltayı taşa vurmuşum. “Açın pencereleri şehir temiz hava alsın,” demek...
Asıl mesele şudur: Yapay zekâ çağında insan, kendisini yeniden kim olarak bilecektir? Yaratıcı rolüne soyunan mağrur bir varlık olarak mı, yoksa yaratılmış olmanın şerefini idrak eden bir kul olarak m...
Leş başında savaşan, didişen vahşi yırtıcı hayvanlar gibi dünya nimetlerini elde etme savaşı veren, sözüm ona insanlar, vahşette sırtlanları geçmektedir. Aşktan, sevgiden, merhametten gittikçe mahrum...
Yalnız olduğunu defalarca tekrar eden, başkalarının kendisine ‘garip bir hayvanat bahçesi hayvanı gibi’ baktığını hisseden, iç dünyasında ‘ailesine ulaşamamış’ ve ‘ailesince de kendisine ulaşılamamış’...
Misvak satan yaşlı bir adam her satıştan sonra, “Bunu, sünnet niyetiyle kullanın.” dermiş. Alanlar da bu cümleyi hiç unutmazmış. Bu yaşlı adamın torunu, dedesine sormuş: “Dede, diş fırçası varken nede...