Hikmetli Sözlerinden

Hikmetli Sözlerinden

Her kalp, bir gönül âlemidir. Onun ehemmiyetini idrak edip, kalbe Allah Teâlâ’dan gayrı hiçbir şeyin sevgisini sokmamaya gayretli olunmalıdır ki, lâyıkı veçhile Allah Teâlâ’ya vasıl olunabilsin.

• Bir insan, bütün ömrünü ibâdetle geçirse, alnı secdeden ayrılmasa, her gün oruçlu olsa, bütün malını mülkünü Hak yolunda feda etse yine kâmil insan olamaz. İlle de Fahr-i Kâinât Efendimizin yolundan gitmekle mükellefiz. Onun ahlakıyla ahlâklanmaya çalışılacak, O ne yaptı ne etti ise onu muhakkak nefsimizde takbik etmeye sa’y-ü gayret edeceğiz. Hakiki terakkiyat bununla olacaktır.

• Şunu iyi bilmeli ki, tarikat-ı âliyyede, havada uçmak, suda yürümek, uzak mesafeleri az zamanda kat etmek gibi şeylerin üzerinde fazla durulmaz. Asıl üzerinde itina edilecek şey, ihlâs, istikâmet ve şevkimizi artırmasını Cenâb-ı Hak’tan daimî olarak niyâz edeceğiz.

• Manevî ders almakla şereflenen sâlik, kendisinin büyük ve ulvî bir vazife aldığını; ihlâs, sebat ve gayreti sayesinde istikbâlde büyük veliler derecesine çıkabileceğini kati olarak bilmelidir. Bu da ancak tek gayenin Allah rızası olduğunu bilip hayatının sonuna kadar kendisine bir makam, mansıp gibi bir şey beklemeden züll ü inkisâr, yani kırık kalp, tevâzu üzere kulluğu elden bırakmamakla gerçekleşebilir.

• Bu ulvî yola gönül veren sâlik, iyi huy, hal ve ahlâkça tekâmül edemezse, mânevî yolda ilerleyemez ve Cenâb-ı Hakk’a vâsıl olamaz.

• Hak dostlarını cân u gönülden sevme arzusunda olalım. Gerçi sevmek, bir mevhibe-i ilâhiyye ise de bizler âcizliklerimizi itiraf ederek, kırık kalplerimizle Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine niyaz ve istirhamda bulunur isek, Kerîm, Ganî, Rahîm olan Hak -celle ve alâ- Hazretleri, bu ibâdetlerin özü mesâbesinde olan muhabbet duygumuza nusret verir de, başta Fahr-i Kâinat Efendimiz olmak üzere bütün büyüklerimizi lâyıkı vechile büyük bir tazimle severiz ve bu şekilde kendisinin rızasını alırız.

• Sabahleyin kalkınca ilk işiniz abdest almak olsun!.. Sonra da «İlâhî, ente maksûdî ve rızâke matlûbî: Allâh’ım, sen benim tek gâyem ve senin rızâna ulaşmak da benim yegâne isteğimdir!..» duâsını yapın. Böyle yaparsanız akşama kadar yaptığınız bütün işlere bu duânın bereketi gelir ve hepsi Cenâb-ı Hakk’ın rızâsına muvâfık olur, inşallâh!.. Sâlih insanlarla arkadaşlık edin. Yoksa nefis her ân kayıp gitmeye meyillidir. Dünya bir misâfirhâne, bir devremülk; bugün var, yarın yok!.. Âhiret dağarcığına ne doldurabilirseniz, günde kaç kişinin gönlüne girip “Allah râzı olsun!” dedirtirseniz, kârınız o!..”

• Hak yolundaki sâlikler, tıpkı bir çiçek bahçesine benzerler, en nâdide çiçekler güller de bulunabilir, ısırgan otları, dikenler de. Güller, Hak yoluna ihlâsla tam yönelmiş, dedikodu gıybet bilmeyen, mütevazi, merhametli, herkesle geçimli, daima kendi nefislerinin hatalarını görenlerdir. Dikenler ise her ne kadar en ulvi yola kabul edilmiş iseler de, fıtraten zayıf oldukları için kendilerini güzel ahlâk ile bezeyemeyenlerdir.

• İnsan seyr ü sülûke kendini verip de kalp uyanırsa, Allâh’ın izniyle, o zaman okuduğu Kur’an-ı Kerim’in mânâsını daha iyi anlar ve daha iyi çözer.

• Dön dolaş, bütün iş insanın kendi benliğini bırakması. Kendi benliğini bıraktı mı insan, işte o zaman kâmil oluyor. Ne kadar kolay hâlbuki, ama ne kadar da zor benlikten geçmek. Benlikten geçti mi ne oluyor; herşey süt liman oluyor; artık herkes dost onunla. Hiçbir ferde, bilhassa müslümana karşı düşmanlık nedir, bilmiyor.

• Nasip olmayınca insan nerede bulunursa bulunsun, layıkı ile istifâde edemiyor. Çünkü niyeti noksan. Niyeti noksan olana mürşid-i kâmil ne yapabilir?

• Sâdık mürid, uyuduğunda, bir şeyin arzu ve sevgisiyle uyuyup, uyandığında tutkun olduğu o şeyi isteyen çocuk gibidir. Sâdık aşığın da Allâh sevgisi ve O’nunla meşguliyeti, ölüme, kıyamet ve haşre kadar sürer.

• Kimi kendinden küçük görebilirsin? Koca Hak dostları ufak bir hataları olmuş devrilmiş gitmişler. Bunları tarihten hep okuyoruz. Hiç umulmayan kimseler ise istifâde etmişler. Bir muammadır.